4 Şubat 2014 Salı

SARI TRAMVAY ve VERONICA


Oyun değil bu Veronica
Şaka da yapmıyorum
Hatta ellerime bakarsan
Sağ elimin titrediğini görürsün
Bilirsin
Elimin titremesi  iyiye alamet değildir

Umrunda değil mi
Ne umrunda oldu ki bugüne kadar
Uçarı bir kelebek gibi uçmaktan
Birkaç günlük ömrünü daldan dala geçirmekten başka
Hayat sana göre boş işler meşgalesi
Okulda gereksiz, işte çalışmakta
Hatta biraz daha iddialı olsan
Yaşamanın bile gereksiz olduğunu iddia edeceksin

Ediyor musun
Sende mi sinirlisin
Seninde mi ellerin titriyor
Kızıyor musun yaptıklarıma
Bıktın mı artık seni korumamdan
Kollamamdan
Üstüne üstelik sıkıldın mı eğlenmekten anlamayan benden
Sakinliğim üzerine üzerine mi geliyor
Yoruyor muyum seni durduğum yerden
Ağaç olsam daha mı iyi
En azından oksijen mi katarım hayata
Oksijen tüketeceğime

Tamam Veronica
Sus artık
Bin git 25 numaralı sarı tramvaya
Ne ardına bak
Ne ardından el salla....

@2014, ipek sahra

SOĞUK BİR OKYANUS GECESİ VE YALNIZLIK

Hiç öyle hesaplı kitaplı olmadı bu hikaye
Uzun uzun düşünülmedi
Kurgulanmadı
Yanlışları silinip
Yeniden yazılmadı

Soğuk bir akşamdı işte
Kemikleri üşütürcesine soğuk
Etleri ezercesine soğuk
Hava da gram rüzgar yoktu
Gökyüzü siyahtı
Simsiyah
Yıldızlar dökülüyordu göklerden Alize nin üzerine

Alize ise yalnızdı
Yapayalnız
Tercih edilmiş bir yalnızlığın içinde
Alize
Soğuk
Okyanus
Bir de esmeyen rüzgar vardı

Denizin koruyuculuğunda
Öyle sakindi ki Alize
Yıllardır süren hırçınlığına iyi gelen birşeyler vardı burada
Basit şeyler

Mesela
Gün doğumu vardı
Sabah serinliğinde omza atılan hırka ile içilen kahve
Kuşların şarkıları vardı
Yunusların yol arkadaşlığı
Öğle uykusu vardı güneş teni ısıtırken
Yelkene vuran rüzgar vardı
Gün batımı vardı
Renkli gökyüzündeki cümbüş
Ve en afillisinden bir sessizlik vardı
Iç huzuru

Demiştim
Öyle hesaplı kitaplı bir hikaye değildi
Alize vardı
Bir yelkenin kıçında
Okyanus vardı
Sessizliği ile
Ve de derin bir uykuya gömülmüş olan rüzgar vardı
Ne vakit rüzgar esmeye başladı
Kalbi tekledi Alize nin
Ve yığıldı güverteye

Gece soğuktu
Okyanus ıssız
İşte öyle bir hikayeydi
Anlamsız...
@2014,ipek sahra

25 Aralık 2013 Çarşamba

GUN DOGUMU

Her sabah
Bu şehrin telaşı var
İşe gitmek isteyen insanların aceleci adımlarına karışıyor
Arabaların korna sesleri
Otobüse binen insanların
Yüzler yorgun
Omuzlara asılmış içi bilgisayar dolu çantaların ön gözlerinde
Kaybolmuş yaşam sevinci

Yine de her sabah
Doğudan doğan bir güneş var
Daha gövdesini göstermeden
Bulutlara fırça darbeleri atan
Sonra
Turuncu bir top gibi yükselen
Sultanahmet in sisler ardındaki güzelliğine rengi vuran
Sakinlik var
Yüzyıllardır aynı doğan güneşin süzülüşünü izlerken
Boğaz da demirlemiş yelkenlilerin ahenkli dansı
Bir gemi geçerken
Martıların sesleri var simitle çay içerken
Ve her yere saçılmış
Hayaller var
Yaşam sevinçleri
Umutlar

Dediğim gibi
Bu şehrin insanları var
Kimi gün doğumunda doğup
Kimi gün doğumunda batan...


@ipek sahra,12.2013

24 Aralık 2013 Salı

Sahici

Sahici misin dedi
Bana
Gözlerini gözlerimden kaçırmadan
Öyle anlamlı
Öyle dürüst bakışları vardı ki
Yüzleştirdi beni kendimle

Düşündüm
Çoğu zaman dedim
Çoğu zaman
Ama bazı zamanlar var ki
Kaplumbağa gibi saklanıyorum kendi içime
İşte o zaman
Ben bile bilmiyorum
Sahici miyim diye

Peki sen dedim
Gözlerini gözlerimden kaçırdı
Ufka
Ufkun en son noktasına dikti gözlerini
Kim sahici ki dedi
Ben olayım

Sonra gözlerini gözlerime dikti
Öyle anlamlı
Öyle sahici...

@ipek sahra 12.2013

6 Eylül 2013 Cuma

MODERN DÜNYA

Maalesef
Bende farkındayım modern dunyanın seni ne kadar bunalttığını
Her an herkes tarafından ulaşılabilir olmanın
Senin ruhun üzerine getirdiği baskıyı
Ne kadar yalnız kalmak istiyorsan
O kadar yalnız kalamıyorsun
Ya telefondasın
Ya bilgisayarda
Dünya küçüldükçe
Sen küçülüyorsun
Dünya küçüldükçe
Senin hayallerin küçülüyor

Belki o yüzden gitmek istiyorsun buralardan
Bir dağ tepesinde olabildiğince özgür
Ya da
Denizlerin dibinde nefes alarak yaşamak

Ve kendini dinledikçe ruhun iplerinden kurtuluyor
Daha iyi anlıyorsun hayatın anlamını

Maalesef
Dediğim gibi bende farkındayım
Modern dünya bu
Görünmez prangaları var ruhlarımızda
Kimimiz farkında
İşte o yüzden sıkılmış, bunalmış durumda
Kimimiz ise alışmış
İtirazsızca

Dediğim gibi
Bende farkındayım
Ve o yüzden özgürleşmen için yanındayım...

@ipek sahra, 2013


4 Eylül 2013 Çarşamba

JEREMY, ALİCE ve İÇE DÖNÜKLÜK HİKAYESİ

Bende istiyorum Alice
Hatta senden daha  çok istiyorum
Her akşam ama her akşam dışarıya çıkmayı
Her an paylaşacak
Yani  söze dökülecek kelimeler bulmayı

Ama bu ben değilim
Sende biliyorsun
Ve hiç olamayacağım
Çocukluktan beri böyle
Her sabah
Her yeni güne uyandığımda
Yapılacak birşeyler oluyor kafamda
Sen nasıl bir gün insan görmeden yapamıyorsan
Bende günlerce insan görmeden
Hem de bunun eksikliğini ya da farklılığını hissetmeden yaşayabiliyorum
Senin kelimelerin, kahkahaların, ağlamaların var
Benim sessizliklerim, tebessümlerim, hüzünlenmelerim

En kötüsü ise içime döndüğüm zaman
Ne kadar sinirlendiğini
Sen söylemeden anlıyorum
Hareketlerinden
Ses tonundan
Hırçınlaşmandan
Saçlarını çekerek toplamandan
Gene de yardımcı olamıyorum sana
Anlatamıyorum o sessiz anların benim için gerekli olduğunu

Bunlara rağmen
Seni seviyorum Alice
Olan biten bu...
@ipek sahra, 2013


3 Eylül 2013 Salı

EGOLARIN SAVAŞI


Büyüdük

Herşey bu kadar basit
Artık egolarımızla varız
Ne zaman huzura erecek
Ne zaman gülecek olsak
İçimizdeki o ses
İçimizdeki o talihsiz ses
Konuşmaya başlıyor tüm kirliliği ile

Ya herşeyin en iyisini biliyor 
Ya herşeyin en iyisini yapıyoruz
Bizden başka hayatta olan
Diğer insanlar
Bizim gibi düşünmüyor ve davranmıyorsa
Kuşanıyor egolarımız silahlarını

Şaka gibi
Her gün
Ama her gün 
Binlerce kez ateş edip
Binlerce kez mermi yiyoruz

Oysa ki
Biliyoruz
Bıraksak öylesine bir köşeye
Mutlu olmamız çok yakın
Ne yazık ki yapamıyoruz

Büyüdük 
Herşey bu kadar basit...
@2013